İşler Güçler Ekibinin Akşam Gazetesi Röportajı
Hayalleri peşinde koşan üç fişek
‘Modern Muzip Yalanlar’ sloganıyla Star’da bu ay başlayacak ‘İşler Güçler‘ adlı dizi, üç taşralı gencin film sektörüyle olan sınavını anlatıyor. İzleyiciye bol kahkaha vaat eden dizinin oyuncuları Murat Cemcir, Sadi Celil Cengiz ve Ahmet Kural ile eğlenceli bir söyleşi yaptık.
Murat Cemcir, Ahmet Kural ve Sadi Celil Cengiz… Birbirinden eğlenceli, birbirinden komik üç genç oyuncu. Birbirlerine takılmadan duramayan üçlüyle yeni dizi projelerini konuştuk ve bizim için birer ‘modern muzip yalan’ söylemelerini istedik.- Sizin çok komik olduğunuzu duydum…
Ahmet Kural: Şahsen hiç komik değilimdir.
Murat Cemcir: ‘En komik’ dedilerse, o benimdir.
Ahmet K.: ‘Aktör’ dendiyse Sadi’dir, ‘usta aktör’ dendiyse Murat’tır (gülüyor).
- Nedir ‘İşler Güçler’ dizisinin hikayesi?
Murat C.: Sloganı ‘Modern Muzip Yalanlar’ olan üç taşralı gencin başarı hikayesi. Bu üç karakter ‘Çalgı Çengi’ adlı filmi çekmişler ve film bittikten sonra hayatlarına geri dönüyorlar. Sonra belgesel film teklifi geliyor ve kabul ediyorlar. Onlara çok kolay görünen bu iş aslında hiç de öyle değil. Talihsizlikler peşlerini bırakmıyor. Kısaca dizide üç gencin film sektöründe var olma mücadelesine tanık olacağız.
Ahmet K.: İnsanların sıkıntıya girip komik durumlara düşmesi seyircinin hoşuna gidiyor. Biz de bunu kullanacağız bu dizide.
Murat C.: Hayallerinin peşinden koşan üç fişek gibiyiz.
- ’Mahşerin üç atlısı’ da denebilir…
Murat C.: Başta iki atlıydık ama baktık ki iki atla olmuyormuş, Sadi’yi de aldık. ‘Mahşerin üç atlısı’ olduk.
- Peki, dizide kim hangi karakteri canlandırıyor?
Ahmet K.: Meslekleri oyunculuk olan bu karakterlere, kendi isimlerimizi ödünç verdik. Bizim sektörde talihsizlikler olur, ayrıca insan kandırmak da çok kolaydır. Bu durumlar karşısında yaşanılan zorluklar konu olacak diziye. Üç karakterin düştüğü durumlar çok acımasız olsa da, insanlar düştüğümüz hallere epey gülecek gibi görünüyor.
- Senaryo yazılırken gerçek hikayenizden mi yola çıkıldı?
Sadi Celil Cengiz: Kesinlikle öyle ama ne kadarının gerçek, ne kadarının kurgu olduğunu söylemiyoruz, seyirciye bırakıyoruz. O, işin sürprizi. Bu kafa karışıklığı, seyircinin kurmaca bir şey izlerken, bir yandan da oyuncuların gerçek hayatlarıyla ilgili merakını besleyecek bir şey. O yüzden sürpriz kalsın. Bu gri alanı seyirci zamanla çözecek ya da çözemeyecek.
- Dizideki karakterlerin başına gelen trajikomik olaylar sizin de hiç başınıza geldi mi yani?
Murat C.: Birçoğu başımıza geldi. Mesela bir film çektik, elimize yapıştı. Filmi çekersiniz ama vizyona çıkarma noktasında yüksek ilişkileriniz olması gerekir.
- Cem Yılmaz filminizi desteklemiş. Yoksa torpil mi yaptı?
Murat C.: Torpil yapılmadı. Film bitmiş ve üzerinden birkaç ay geçmişti. Vizyona çıkarmakla ilgili sıkıntılarımız vardı. Erdal Tosun filmi Cem Yılmaz’ın kuzenine izletti, kuzeni de Cem Yılmaz’a. O da filmi çok beğendiğini ve destek olmak istediğini söyledi. Biz de filmin vizyona girmesi noktasında ondan yardım istedik.
- Bugüne kadar hiç torpille bir işinizi halletmediniz mi?
Murat C.: Teknik olarak benim torpille işim olmaz. Ne yapıyorsak tırnaklarımızla kazıya kazıya yaptık.
Ahmet K.: Valla Sadi torpil yaptırmış da, biz yaptırmadık (gülüyor).
Sadi C.: Ben devlet memurluğundan geldiğim için torpile biraz daha yatkınım. Gümrük muayene memuruydum.
- Rüşvet de aldınız mı hiç?
Sadi C.: Öyle olsa bu sektöre girmezdim. Maalesef gümrükçülerin böyle adı çıkmış, gerçekle ilgisi yok.
Ahmet K.: Doğru söyle aldın mı rüşvet?
Sadi C.: Bir keresinde sigara almıştım. Ama kendi vermişti (gülüyor).
- Peki, hala gümrük memurluğu yapıyor musunuz?
Sadi C.: ‘Üsküdar’a Giderken’de oynarken bir yandan memurluğa devam ettim. Sonra başka bir proje daha çıktı ben de memurluktan istifa ettim ama ertesi günü projenin kaldırıldığını öğrendim! Neyse ki Leyla ile Mecnun dizisinin senaristi arkadaşımdı da, bana çok güzel bir rol yazdı, orada oynadım.
- Sadi Bey, siz kısa filmlerin aranan oyuncusuymuşsunuz, nerede bir rol olsa gidermişsiniz…
Murat C.: Kısa film camiasının yıldızı kendisi.
Ahmet K.: Sadi’nin zaten doğal hali komik. Çok yetenekli. Bu projede olması çok önemli çünkü bize çok malzeme çıkarıyor.
Murat C.: Oyuncuların birbiriyle uyumu çok önemli. Bana göre Ahmet Türkiye’nin yetiştirdiği en büyük yeteneklerden biri. Beraber çalışıyoruz diye söylemiyorum zaten bu işe de yansıyor. Sadi de öyle. Bir de her zaman memur oyuncuyla oynama şansı bulamazsınız (gülüyor).
Sadi C.: Murat Abi’yle daha önce de bir projede çalışmıştık. Ona hak veriyorum; gerçekten kimyamızın tuttuğunu düşünüyorum. Sette ilk zamanlar az sonra kesilecek tavuk gibi bakıyordum etrafa ama sonra alıştım. Onların tecrübelerinden faydalanarak umarım daha da iyi olacak her şey.
SADİ’Yİ KISKANIRIM
- Birbirinizi çaktırmadan kıskanıyor musunuz?Ahmet K.: Ben Murat’ı her zaman kıskanırım. Çok iyi biliyor işini. Sabahlara kadar senaryo üzerinde çalışır. Ben de çalışıyorum ama onun kadar dayanıklı değilim. Sadi’nin de bir tek boyunu kıskanıyorum (gülüyor).
Murat C.: Ben de Ahmet’i kıskanırım çünkü o Cumhuriyet tarihinin en büyük komedyenlerinden biridir. Egonuzu bir noktada bırakmazsanız, hasedinizden çatlarsınız. İyi ve yetenekli aktörlerle çalışmak, beni çok mutlu ediyor.
Sadi C.: Ben de her zaman yönetmenimiz Selçuk’u (Aydemir) kıskanıyorum. Kısa film çekmeye beraber başladık. Selçuk işine çok özen gösterir ve çok çalışır. Ben ilk filmimle ödül almıştım. Ama Selçuk ilk filmden son filme kadar o kadar büyük bir gelişme gösterdi ki! Hep kendi imkanlarıyla çekti filmlerini. Ben mesela pes edip memurluk yaptım.
- Ahmet Bey, siz en çok müzisyen olmak istemişsiniz, değil mi?
Murat C.: Ahmet’in on parmağında on marifet var.
Ahmet K.: Senin sayende kardeşim (gülüyor). Klarnet çalıyorum, ney üflüyorum. Müziğe aşırı bir ilgim var, bir daha dünyaya gelsem müzisyen olurdum herhalde.
- Sadi Bey, ya siz, bir daha dünyaya gelseniz yine gümrük memuru mu olurdunuz?
Sadi C.: Belli olmaz, yine KPPS sınavına gireceğim.
Murat C.: Daha önceki puanın kaçtı Sadi?
Sadi C.: 88′le kazanmıştım.
Ahmet K.: Şaka mı? Habur sınır kapısına göndermesinler sakın! Dizi tutmazsa garantiye alayım diye düşünüyor galiba (gülüyor).
Sadi C.: Böyle bir endişem yok. Umarım her şey çok güzel gidecek. Sınava girmek benim için bir nevi spor. O beş seçenekten birini işaretlemeyi seviyorum. Kısa film çekmeye ve oynamaya başlayana kadar hayatımda elde ettiğim bütün başarıları, o beş seçenek üzerinden elde ettim. Belki de sırf bu yüzden sınavlar beni çekiyor olabilir.
- Grubun en gıcığı kim?
Ahmet K.: Murat arkadaşımız olsa da bizim abimizdir. Tecrübesi daha fazladır, bu işleri de çok iyi bilir. O yüzden hiç sevmem kendisini. Murat bazen gıcık olabiliyor.
Murat C.: En gıcığımız Selçuk. Öyle mükemmeliyetçi bir adamdır ki! Her şeye hakim.
HANGİSİ YALAN HANGİSİ GERÇEK MÜZİKHOLDE BASILDIM!
- Sadi Bey, depresyondan kurtulmak için yönetmen olmaya karar vermişsiniz, aşk acısı mıydı?
Sadi C.: Gençlik şımarıklığı diyelim. Aşkla ilişkisi yoktu.
- Ahmet Bey, siz de minibüs çalmışsınız. Sonra pavyonda babanıza yakalanmışsınız…
Ahmet K.: Denizli’de okurken lise arkadaşlarımla 302 model otobüs kaçırmıştım. Bunu nerden duydunuz yahu? Pavyon değildi. Müzikholde eğleniyorduk. Arkadaşlarla otururken omzuma biri elini koydu ve ‘Oğlum, güzel eğleniyor musun?’ dedi. Babammış. Basma olayı değildi yani. Tamam, tamam basmıştı!
- Murat Bey, sizin de Twitter hesabınıza baktım, Ramiz Dayı durumunuz var sanki… Şöyle bir cümleniz var: ‘Yalancıyı yalancı yapan, yalan söylemediğini iddia etmesidir çocuk’
Murat C.: Ramiz Dayı’yla ilgisi yok. Çocuk kelimesinin manidar bir yanı var ama bunu dizide göreceğiz.
MODERN MUZİP YALAN SÖYLEYİN…
- Dizinin sloganı neden ‘Modern Muzip Yalanlar’?
Ahmet K.: Hangisi yalan, hangisi gerçek, hangisi modern buna seyirci karar verecek.
- Siz ne zaman yalana başvurursunuz?
Ahmet K.: Ben hayatta yalan söylemem. Birinin yalan söylediğini anladığım an, bir daha yüzüne bakmam. O kadar nefret ederim yalandan. Söylediğin herhangi bir yalan, birinin ölümüne bile sebep olabilir.
Murat C.: Ben de yalandan hiç hoşlanmam. Bazen bazı durumları idare etmek durumunda kalabilirsiniz. Hayat bazen sizi sıkıştırabilir. Üslubunuz önemlidir.
Sadi C.: Ben de sonuçları başkasını etkileyebilecek yalanlar söylemedim. Ama insanlar kırılmasın diye bazen yalan söyleyebiliyorum duruma göre.
Murat C.: Hayat onu tüm gerçekliğiyle yaşayacağımız bir mecra değil ki!
Sadi C.: Mesela kendime ‘dünyanın en yakışıklı adamısın’ diyorsam başkasına neden demeyeyim? Kendime geçtiğim bu kıyağı başkasına niye geçmeyeyim?
Ahmet K.: Ben biraz önce Sadi’nin yalan söylediğini fark ettim (gülüyor). Yalanı sevmem dedim ama seviyorum galiba.
- Bir tane modern muzip yalan söyler misiniz?
Murat C.: Telefonum tuvalete düştü, numaranı verir misin?
Ahmet K.: Ay, ben dizi izlemiyorum, genelde belgesel izliyorum.
Sadi C.: ‘Ben kimsenin arkasından konuşmayı sevmem’ gibi cümleler bana muzip değil ama modern yalan geliyor.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder