Dizi içinde dizi çekme ve sektörün içyüzünü sergileme üstüne kurulu ana temasıyla
At binmeyi ve dövüşmeyi bilmediği için beş ay çalıştığı rolü, Türkçe konuşamayan birine kaptıran Kütahyalı Ahmet…
Sırf belgesel ilgi çeksin diye, çinicilik mesleğini öldürme krizine giren; ‘Sanat sanat için midir yoksa toplum için mi’ tartışmasıyla çileden çıkan Sadi…www.islergucler.biz
MEB yapımdan gelen Kazım Karabekir rolü teklifine fit olmayıp sorularıyla taksiciyi kahkahaya boğan; ardından çay kaşığı yutarak zoru başaran Murat…
Üç ana karakterden birini, diğerinin önüne çıkartmamaya özen gösteren dizide kahramanlarımızın hepsinin de görevi aynı değerde. Oyunculuğun bilinen ama umursanmayan ayrıntılarının laf kalabalığına getirilmeden anlatılması ise bu olumlu içeriğe dikkatlerin yoğunlaşmasını sağlayan ve diziyi benzerlerinden ayıran bir taktik!
İşte İşler Güçlerle ilgili Twitterdan yayınlanan fotoğraflardan en ilgi çekeni.
Türk ekranlarına en çok yaraşanın ‘belgesel’ olduğu esprisiyle, sadece ceza niyetine belgesel yayınlayan özel kanallara taş atan… ‘Belgesel izliyorum’ yalanına karşı yeni reyting sistemini ortaya süren… Beceri sahibi olmayan oyuncularımızı, üç mimikli Tom Cruise örneği üstünden mükemmel biçimde eleştiren… Beyaz eşyaya endeksli maaş ve TOKİ’den ev beklentisi saptamalarıyla, cami avlusuna terk edilmiş bebekten beter durumdaki(tabii bunlar doğru bağlantıları kuramayanlar için geçerli) oyuncuların durumuna dikkat çeken… Anılarla doyan eskilerin sefaletini de unutmayarak, ne denli geniş bir açıdan bu yalan dünyaya bakacağını daha ilk bölümden ispatlayan ‘İşler Güçler’, kanal denetiminden program kaçırmanın yolunu da ‘diziyi ucu ucuna yollamak’ ayrıntısıyla deşifre ediyor.
‘Fazla kilo’bahanesiyle askerlikten yırtanları iğnelemeyi unutmayıp rollerin kişisel irtibatlarla geleceğini kara komedisine ekleyerek ‘yıldızlı aferin’i hak eden ‘İşler Güçler’in göründüğü kadarıyla önü açık. Ancak, ‘İnsanlar Âlemi’ne takılan A/B izleyicisini kanalda tutma pazarlamacılığıyla, ikinci kuşağa konulması ilerisi için tehlikeli olabilir. Hele bir de espriler bol keseden tüketilir ya da mimikler kalıplaştırılırsa, bu geç saat rahatlıkla reyting kaybı doğmasına yol açar. Dolayısıyla dizinin şimdilik en büyük dezavantajı, ‘yayın saati’! Yok, eğer dizinin ömrü ‘yaz aşkı’ kadar deniyorsa o başka. O zaman da sanal medya boşa sallanmış olur.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder